Bir zamanlar…
Türkiye’nin dünyaya açılan vitriniydi.
Adı anıldığında güneş gelirdi akla.
Deniz gelirdi.
Misafirperverlik gelirdi.
Bugün ise Alanya’yı konuşanların dilinde başka şeyler var.
Şikâyetler var.
Sitemler var.
Hayal kırıklıkları var.
Çünkü insanlar eski Alanya’yı özlüyor.
Özledikleri sadece deniz değil.
Özledikleri düzen.
Özledikleri huzur.
Özledikleri güven.
Ve en önemlisi…
Özledikleri makul fiyatlar.
*****
Turizm bir ülkenin bacasız sanayisidir.
Bu söz boşuna söylenmedi.
Bir turist gelir.
Otelde kalır.
Restoranda yemek yer.
Taksiye biner.
Alışveriş yapar.
Esnaf kazanır.
Şehir kazanır.
Ülke kazanır.
Ama bunun bir şartı vardır.
Turist kendisini kazıklanmış hissetmeyecek.
Bugün Alanya’da konuşulan konuların başında fiyatlar geliyor.
Aynı bölgede yan yana bulunan işletmeler arasında ciddi fiyat farklılıkları olduğu yönünde çok sayıda şikâyet duyuluyor.
Bir yerde 4 bin lira.
Diğerinde 7 bin lira.
Bir başkasında 10 bin lira.
Elbette her işletmenin kendi maliyet hesabı vardır.
Ancak ziyaretçilerin anlamakta zorlandığı nokta da tam burada başlıyor.
Aynı hizmete farklı fiyatlar uygulanması insanların kafasında soru işareti oluşturuyor.
Turizmde güven kaybolursa müşteri de kaybolur.
Bu kadar basit.
*****
Dünyada rekabet artık çok sert.
İspanya bekliyor.
Yunanistan bekliyor.
Mısır bekliyor.
Karadağ bekliyor.
Arnavutluk bekliyor.
Hırvatistan bekliyor.
Turist artık sadece denize bakmıyor.
Fiyata bakıyor.
Hizmete bakıyor.
Memnuniyete bakıyor.
Sosyal medya yorumlarına bakıyor.
Bir turist memnun kalırsa on kişiyi getiriyor.
Memnun kalmazsa yüz kişiyi kaçırıyor.
İşte çağın gerçeği bu.
*****
Gelelim Alanya gecelerine...
Turizmin önemli merkezlerinden biri olan eğlence bölgeleri yıllardır şehrin ekonomisine katkı sağlıyor.
Ancak son dönemde bazı vatandaşlar ve ziyaretçiler, özellikle yoğun eğlence alanlarında yaşanan görüntülerden rahatsız olduklarını dile getiriyor.
Kamusal alan herkesindir.
Yolda yürüyen de o alanı kullanır.
İşletmeye gelen müşteri de.
Ailesiyle gezen turist de.
Bisiklet süren genç de.
Kimsenin ortak alan üzerinde ayrıcalığı yoktur.
Eğlence özgürlüğü kadar huzur hakkı da önemlidir.
Birinin eğlencesi başkasının rahatsızlığına dönüşüyorsa orada denge bozulmuş demektir.
Turizm tam da bu denge üzerine kuruludur.
*****
İnsanlar tatilde eğlenmek ister.
Buna kimsenin itirazı yok.
Olmamalı da.
Ancak eğlence ile taşkınlık arasındaki çizgi kaybolursa sorun başlar.
Bazı ziyaretçiler, yoğun eğlence bölgelerinde kendilerini rahat hissedemediklerini ifade ediyor.
Bu şikâyetlerin dikkate alınması gerekir.
Çünkü turizm sadece para değildir.
İmajdır.
Markadır.
İtibardır.
Bir şehir yıllarca oluşturduğu markayı birkaç sezonda kaybedebilir.
*****
Bir başka tartışma konusu ise müzik saatleri.
Bazı işletme sahipleri alınan kararların turizm hareketliliğini olumsuz etkilediğini savunuyor.
Bazı vatandaşlar ise sessizlik talep ediyor.
İşte burada yapılması gereken şey yasaklarla değil, dengeli planlamayla hareket etmektir.
Turizm kentleri özel çözümler ister.
Alanya sıradan bir şehir değildir.
Türkiye’nin dünyaya açılan kapılarından biridir.
Bu nedenle alınan her kararın ekonomik etkileri dikkatle değerlendirilmelidir.
Esnafın da sesi duyulmalıdır.
Vatandaşın da.
Turistin de.
*****
Bir başka dikkat çeken konu ise yerli turist.
Belki de en çok kırılan taraf onlar.
Yıllarca bu ülkenin insanı kendi sahillerinde tatil yapmanın hayalini kurdu.
Bugün birçok aile birkaç günlük tatilin bütçesini hesaplamakta zorlanıyor.
İnsanlar şu soruyu soruyor:
"Neden kendi ülkemde tatil yapmak bu kadar zorlaştı?"
Bu soru küçümsenecek bir soru değil.
Çünkü yerli turist sadece müşteri değildir.
Bu ülkenin vatandaşıdır.
Turizm politikaları oluşturulurken onların beklentileri de dikkate alınmalıdır.
*****
Alanya’nın sorunu deniz değil.
Kum değil.
Güneş hiç değil.
Allah vermiş.
Dünyanın birçok ülkesinin sahip olmak isteyeceği doğal güzelliklere sahip.
Sorun yönetim anlayışında ortaya çıkan eksiklikler.
Sorun denetim mekanizmalarının yeterince güçlü hissedilmemesi.
Sorun ortak aklın yeterince devreye girmemesi.
Sorun geleceği planlayamamak.
*****
Çünkü turizm günü kurtarma işi değildir.
Bugün gelen turist yarının reklamıdır.
Memnun ayrılan turist yeni müşteridir.
Memnun ayrılmayan turist ise sessiz bir kayıptır.
Rakamlara hemen yansımaz.
Ama yıllar sonra faturası ağır olur.
*****
Alanya hâlâ Türkiye’nin en önemli turizm merkezlerinden biri.
Bunu kimse inkâr edemez.
Hâlâ milyonlarca insanın hayalini süslüyor.
Hâlâ dünyanın dört bir yanından ziyaretçi ağırlıyor.
Ama bu başarı geçmişte kazanıldı diye sonsuza kadar devam etmez.
Korunması gerekir.
Geliştirilmesi gerekir.
Yenilenmesi gerekir.
*****
Eski Alanya’yı özleyenler aslında şunu söylüyor:
"Daha düzenli bir şehir istiyoruz."
"Daha adil fiyatlar istiyoruz."
"Daha güvenli sokaklar istiyoruz."
"Daha kaliteli bir turizm anlayışı istiyoruz."
Bu talepler düşmanlık değil.
Tam tersine.
Bu şehri seven insanların çağrısı.
Çünkü insanlar en çok sevdikleri yer için eleştiri yapar.
Umursamadıkları yer için değil.
Ve Alanya…
Hâlâ bu ülkenin turizmdeki en değerli markalarından biri.
Yeter ki bu markanın kıymeti bilinsin.
Yeter ki ortak akıl devreye girsin.
Yeter ki günü değil geleceği düşünen adımlar atılsın.
O zaman Alanya yeniden sadece deniziyle değil…
Düzeniyle.
Kalitesiyle.
Misafirperverliğiyle.
Ve örnek turizm anlayışıyla konuşulur.